ben aslında herşeyi ve herkesi bırakıp kitap okumak istiyorum .. ömrümün sonuna kadar .. ölene kadar ..
madam arthur bey'in zamanı olsun elimde ; bi de mephisto gibi odam .. ne insanlar sızabilsin içine ne onların hissiyatları kitaplara yazılanlar dışında .. ne ses olsun o odada , ne bir seda .. okumak için kitaplarım uzanmak için sevgilimin dizleri olsun .. başka da bi dünyalığım olmasın şu kocaman yerde .. bi annemleri özlediğimde çıkayım dışarı ..
mesela odaymış orası .. mesela kaleymiş koruyan beni kötü ve başarısız ve fake aktör ve aktrislerden .. mesela orda herşey olması gerektiği gibiymiş , kitapların yazdığı gibi .. ne kötü süprizler varmış , ne başka bişey .. 6km lik parkur gibiymiş hayat .. aralarda dinlenme yerleri , çeşmeler kana kana içmeye .. derin vadiler , kocaman göller .. ömür uzatan manzaralar ..
ben artık kimseyle konuşmak istemiyorum .. anlatmakta .. sadece sakinliğini istiyorum o odanın, huzurunu ..
ps: çaycımız çok iyi göründüğümü , canı sıkkın, mutsuz,uykusuz insanı yüzünden çok iyi anlayabildiğini ve artık insan sarrafı olduğunun 10 dakikalık brifingini verdi bana .. gurur duyuyorum sürekli istikbale bakan alnımla ve düşse dahi kendini kamufle eden burnumla ve seçtiğim maskelerimle ..
27 Şubat 2012 Pazartesi
21 Şubat 2012 Salı
gala , dali ve diğerleri ..
sevgilim ..
sen ..
yemekten sonra içtiğim orta şekerli bol köpüklü kahvem.
en sıkıldığım anda mailbox'ıma düşen karikatürüm
oruçken yanmış boğazımdan akan buz gibi su
yağmurdaki şemsiyem, kardaki eldivenim
yatağımın başucundaki fener
kurumuş cildime değen tam yağlı krem
hem waffle, hem sufle hem tramisu hemde franbuazlı cheesecake
bol fıstıklı künefe
içli ve çiğ köfte
dinlemekten bıkmadığım tını
heyecanla ilk sayfasını açıp , kokusunu içime çektiğim yeni kitap
yıllarca izlemekten sıkılmadığım breakfast at tiffany's
asla doyamadığım sabah uykum
yazın öldüren sıcağında incecik içime esen yel
gezip görmek için çıldırdığım ülkeler, şehirler
içinde su kuşu olduğum deniz
dalına kıyamadığım çiçek
yemek pişirdiğim kediler
her sabah yediğim yoğurt
üstüme pelerin yaptığım battaniye
"Alf"
kırmızı
bağır çağır söylediğim türkü
gezdiğim dağ bayır
seyrine çıktığım sahil
hayalini kurduğum gelecek
kalbimi pır pır uçuran
abajurumdaki kelebek
panomdaki en güzel not
pelit
betrice'in gandhisi , gala'nın dalisi
dali'nin tablosundaki kelebek imgesi
zaman
nefes
haydarpaşa
özlem
korku
mutluluk
coşku
hüzün
herşeysin.. en kıymetlisin ..
iyi ki varsın .. nicelere ..
sen ..
yemekten sonra içtiğim orta şekerli bol köpüklü kahvem.
oruçken yanmış boğazımdan akan buz gibi su
yağmurdaki şemsiyem, kardaki eldivenim
yatağımın başucundaki fener
kurumuş cildime değen tam yağlı krem
hem waffle, hem sufle hem tramisu hemde franbuazlı cheesecake
bol fıstıklı künefe
içli ve çiğ köfte
dinlemekten bıkmadığım tını
heyecanla ilk sayfasını açıp , kokusunu içime çektiğim yeni kitap
yıllarca izlemekten sıkılmadığım breakfast at tiffany's
asla doyamadığım sabah uykum
yazın öldüren sıcağında incecik içime esen yel
gezip görmek için çıldırdığım ülkeler, şehirler
içinde su kuşu olduğum deniz
dalına kıyamadığım çiçek
yemek pişirdiğim kediler
her sabah yediğim yoğurt
üstüme pelerin yaptığım battaniye
"Alf"
kırmızı
bağır çağır söylediğim türkü
gezdiğim dağ bayır
seyrine çıktığım sahil
hayalini kurduğum gelecek
kalbimi pır pır uçuran
abajurumdaki kelebek
panomdaki en güzel not
pelit
betrice'in gandhisi , gala'nın dalisi
dali'nin tablosundaki kelebek imgesi
zaman
nefes
haydarpaşa
özlem
korku
mutluluk
coşku
hüzün
herşeysin.. en kıymetlisin ..
iyi ki varsın .. nicelere ..
15 Şubat 2012 Çarşamba
Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak: Tesirsiz Parçalar 94-96..
Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak: Tesirsiz Parçalar 94-96..:
Sen Aralığa duyarlısın kış dendi mi üşürsün
Ben panik yaparım hemen dünyayı yakmaya kalkarım
Bahar gelir sonra gidersin unutulur bütün girişimlerim
Sevgilim aslında iç çekmelerimiz bile yalan
Bir yalanın üstüne yatarken göz göre göre
Yalansız bir öpüşmeden daha soylu ne olabilir?
Görmezden gelirim dert değil daha epey var bahara
Tek sen üşüme sevgilim bütün karlar bana yağsın
Arka cebimde kanyak var iç bir yudum ısınırsın..
Sen Aralığa duyarlısın kış dendi mi üşürsün
Ben panik yaparım hemen dünyayı yakmaya kalkarım
Bahar gelir sonra gidersin unutulur bütün girişimlerim
Sevgilim aslında iç çekmelerimiz bile yalan
Bir yalanın üstüne yatarken göz göre göre
Yalansız bir öpüşmeden daha soylu ne olabilir?
Görmezden gelirim dert değil daha epey var bahara
Tek sen üşüme sevgilim bütün karlar bana yağsın
Arka cebimde kanyak var iç bir yudum ısınırsın..
ölümmüş ya
devasız bir hastalığa yakalanmışım . ince hastalık , öksürdüğünde kan gelenden . hem de en son raddesi farkedilmişim . tıp çaresiz ..
tam tekmil ciğerlerim ağzıma geliyor öksürürken boğazımdan ters peristaltik hareketle .. istikrarla.. midem özerkliğini ilan etti, tek başına ayakta kalma uğraşında,dışardan bişey kabullenmiyo bünyesine .. birden üşüme geliyordu önceleri .. şimdi ateş topu gibiyim .. kıpkırmızı .. karda yuvarlansam eritiyorum yolları , üfff! diyorum oda ısınıyo .. her uzvum ve organım ayrı hareket ediyor.. gördüğüm,duyduğum düşünce oluşturmadan eriyor .. beynim jöle kıvamında , dün kulak memesiydi , yarın sıvı .. sonra uçacak..
bazen aklıma geliyo ,, ağlıyorum .. sesimden ev arkadaşım korkuyo , bina yıkılır sanıyo üstümüze , peçete veriyo , su sonra .. uyuyorum üstümü örtüyo .. korkuyo ölümden .. ve hala hayalleri var..
biliyo musun kirpik diplerimin varlığını öğrendim . farkında mısın sen kirpiklerinin ve diplerinin? ehemmiyetinin? tuzlu su iyi gelmiyo onlara , ağrısı sabaha kadar uyutmayabiliyo .. valla .. doğru söylüyorum ,, benim canım kıymetli de değil .. bak duruyorum duvar gibi , yıkılacak apartmanımızın duvarları gibiyim .. bilsem de sonumu hala duruyorum dimdik kara kışa ..
ölmüşüm sonra .. otopsi yapmış , göğüs kafesimi açmışlar tam ortasından .. açarken kırmışlar tüm kemiklerimi .. sakınıp sakladığım kalbimi almışlar , içimi boşaltmışlar .. hissediyorum ben diyememişim . lal olmuşum sesim çıkmamış , canım acıdı .. neşterin ilk dokunmasından dökülene kadar içim .. kemiklerim .. hepsi kırıldı ..
sonra hep bu çalmış ..
tam tekmil ciğerlerim ağzıma geliyor öksürürken boğazımdan ters peristaltik hareketle .. istikrarla.. midem özerkliğini ilan etti, tek başına ayakta kalma uğraşında,dışardan bişey kabullenmiyo bünyesine .. birden üşüme geliyordu önceleri .. şimdi ateş topu gibiyim .. kıpkırmızı .. karda yuvarlansam eritiyorum yolları , üfff! diyorum oda ısınıyo .. her uzvum ve organım ayrı hareket ediyor.. gördüğüm,duyduğum düşünce oluşturmadan eriyor .. beynim jöle kıvamında , dün kulak memesiydi , yarın sıvı .. sonra uçacak..
bazen aklıma geliyo ,, ağlıyorum .. sesimden ev arkadaşım korkuyo , bina yıkılır sanıyo üstümüze , peçete veriyo , su sonra .. uyuyorum üstümü örtüyo .. korkuyo ölümden .. ve hala hayalleri var..
biliyo musun kirpik diplerimin varlığını öğrendim . farkında mısın sen kirpiklerinin ve diplerinin? ehemmiyetinin? tuzlu su iyi gelmiyo onlara , ağrısı sabaha kadar uyutmayabiliyo .. valla .. doğru söylüyorum ,, benim canım kıymetli de değil .. bak duruyorum duvar gibi , yıkılacak apartmanımızın duvarları gibiyim .. bilsem de sonumu hala duruyorum dimdik kara kışa ..
ölmüşüm sonra .. otopsi yapmış , göğüs kafesimi açmışlar tam ortasından .. açarken kırmışlar tüm kemiklerimi .. sakınıp sakladığım kalbimi almışlar , içimi boşaltmışlar .. hissediyorum ben diyememişim . lal olmuşum sesim çıkmamış , canım acıdı .. neşterin ilk dokunmasından dökülene kadar içim .. kemiklerim .. hepsi kırıldı ..
sonra hep bu çalmış ..
14 Şubat 2012 Salı
Madam Arthur Bey'in Hayalleri
Belki diyorum.. Bunlarda hayal.. Onun veya benim kurdugum.. Yasadigim veya yasadigimi sandigim,, bazen icine saklandigim hersey.. Hepsi .. Birer.. Hayal..
Mine Sogut'un musaadesiyle..
ve..
"Yalnızlık insanı olgunlaştırır. Eğer etrafınızdaki herkes bencilse ve etrafınızdaki herkes sizin için kendi hayatını feda ettiğini söyleye söyleye, her şeyi sizin için değil kendi için yaptığını inkar ederse ve siz de dinlediği, okuduğu müthiş masallarla vicdanı mühürlenmiş bir çocuksanız, kimseye kızamazsınız. Herkesi anlarsınız. Anlamak affetmektir. Siz anlayıp affedersiniz, onlar anlamadıkları için hep kinlenir. Affınız bile kinlendirir birilerini. Düşmanı çok bir derviş olursunuz. Dervişliğiniz diken olur düşmanı kanatır durur. Kanı gördükçe üzülürsünüz. Siz üzüldükçe dikeniniz sivrileşir. Yapayalnız kalırsınız. Anlayışlı ve üzgün ve yalnız, yapayalnız. Simsiyah bir yalnızlıkta boğulur gider hüznünüz."
12 Şubat 2012 Pazar
Beatrice
..ve Dante geçiyor ölümcül günahların içinden cehenneminde .. adım adım .. adım adım kavuşuyor Beatrice 'e .. hiç kavuşamadığı "ruh eşine" cennetinde .. ama önce vazgeçiyor sahip olduğu her şeyden..
ne acıdır insanların bilmemesi ancak doyana kadar yiyebileceklerini .. hep dahasını , hep fazlasını istemeleri .. ve önlerinde milyarlarca kanıt varken dünyanın oluşundan beri hala anlayamamıştır kefenin bir cebi olamayacağını .. bi çok insanın kefeninin dahi olamadığını .. bu bilmezlik belki de en fenasıdır 7 günahın .. zira bize de emredilen odur ki , kişi önce kendini sonra haddini bilmelidir.
bazen ,, dönüp gidebilmek ne büyük erdemdir.. ama yazık her gönül yapamaz bunu .. içi öfke dolu kimse bilemez öfkesine gem vurmayı , bırakmaz ejderha misali etrafı yakıp yıkmadan ,, ve yazık ki farkına da varamaz sadece kendisine ettiğinin ,suyun akıp yolunu bulacağının ..
ve asalet .. doğuştan gelir ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




